12 November 2009

Masal

Küçük hanımdan kibritçi kız masalı:

"Evvel zaman içinde
hava çok karanlıktı
hava çok karanlıktı
hava çok karanlıktı
yatıyordu orda
çorabını giymemiş

Bir varmıııış bir yokmuş
onun yemeği yokmuş baksana
çok üşümüş baksana
Ben satarım kibritleri
ben satarım yaaaaaaa.."
(kibritçi kız beceriksiz ya, satamamış, bizimki satacak)

11 November 2009

Sonunda 2,5 yaş hepatit A aşısını yaptırdık ve ilkokula kadar bu aşı konusunu kapatmış olduk.
televizyonda şov maksatlı domuz gribi aşısı yaptıranları "Bak o da yaptırıyor" diye gösterdik..Aşı öncesinde bizim de hane içi teşvik kampanyamız vardı yani:)

Domuz gribi aşısına gelince, yaptırmayacağım. Zaten grip aşısını da yaptırmazdım ki..
Kendim hakkında içim rahat.
Ama her zamanki gibi Selin konusunda seçimin bana brakılmış olması beni çok rahatsız ediyor.

-2. yıl RSV yapılacak mı?
-siz bilirsiniz

-nörolağa gidecek mi
-siz bilirsiniz

Aman! herşeyi de bir bilirim ki......

04 November 2009

Yeni adres

Bakıcımız Songül Hanım'ın sabır ve gayretlerini göstermek ve ileride Selinin hangi yaşta hangi aktiviteyle vakit geçirdiğini hatırlamak için selinindadisi.blogspot.com adresinde Selin'in 1. Kişisel Sanal Sergisini açmış bulunmaktayız. Bekleriz, buyrun..

GDO yönetmeliği hk

Yönetmeliği okudunuz vmu? Ürünlerin üzerine GDOsuz yazılmaması, küçüklere yasaksa büyüklere neden uygun olsun konusu … bu gibi maddelere yapılan itirazlara kesinlikle katılıyorum.

Kötü bir yönetmelik olmasına rağmen daha acı tarafı, olmaması halinde ortada başka yasaklayıcı hükum/kanun bulunmaması..

Şimdi bu yönetmelik iptal edilirse ne olacak.. ? ürünün genetiğiyle %30 oynanmışsa da girebilecek.
Peki bunun nesi daha iyi olacak? Her ne ise, yeni düşüncem şu: bu yönetmelik iptal olsa ama, daha iptal olmadan daha çoğu , daha ağırı çıkarılsa,
Ama caymasak, diretsek, Türkiye olarak istemiyoruz GDOlu ürün kardeşim, yasak benim ülkeme sokmak desek olmaz mı??

23 October 2009

Uçak













Resimdeki bu çocuk bana ne dedi:
-Teyzecim kızınıza birşey söyler misiniz, benim saçımı çekti, kardeşimi itti, şurdakini dövdü, bizi bilmemneye bindirmedi.....
hahaha!!













babayla basket


Fotoroman


Mert abi ve Selin Ahlatlıbel'de felekten bir gün çaldılar. Beraber ağaçtan zeytin (?) topladılar, sonra onları çöpe fırlatmaca oynadılar..

Başta herşey güzeldi. Mutlu bir ilişkileri vardı. Fıstık bile dedi Mert abisi Seline..

Derken bozuluverdi araları..

Selin bir kolunun altına topu sıkıştırmış, dudaklar dışarda, gözünden boncuk boncuk yaşlar akarak yanımıza geldi.Kalbi kırılmış.

-Ceza verdi Mert abi bana dedi,

Şaşırdık, ne cezası dedik:

"sus cezası" vermiş abisi. Çok üzülmüş. Sessiz sessiz ağladı.

Gözyaşları pıt pıt yere düşüyordu, hem gülesim geldi hem içim acıdı..

Çiğdemle hala hatırlayıp hatırlayıp gülüyoruz.

20 October 2009

Biz dün Songül Hanımı Otobüs durağına bıraktıktan sonra hemen Armada'da Vesikalık Fotoğraf çektirdik. kılık kıyafetinin , saçlarının daha güzel olduğu bir zamanda yeniden götürmeye karar verdim. O kadar hoşuna gitti ve o kadar uyumluydu ki..

Bahçe ve diğer yazlık işleri




























Havuz







.

06 August 2009

yazzz....tatilllll...

Kurt düştü bir kere içime..
Yarın yine gidiyorum Antalya'ya....

Dayıyla Atlıspor Keyfi


Emre dayısı Selini Atlı spor klübüne götürdü..

Tümel Abisi ve Sefa Abisi sayesinde Selin ilk kez ata bindi.. Çok memnundu halinden....Korkar sanmıştım ama çok hoşuna gitti..










02 August 2009





Tanıştırayım efendim, bizim İstanbuldaki mekanımız.. Circle.
Nerde derseniz ben bilmem GPS bilir.

Beni ilk Burcu götürmüştü, şimdi İstanbulda gitmesem olmazlarım arasında..
Selin de vardı son gidişimizde, balıklara yem attık oyurduğumuz yerden..

(Gidişimiz diyince uzun durduk sanılmasın. Teğet geçtik İstanbuldan da diyebiliriz)

Makyaja başladı Selişn Hanım..

Sulu pamukla yüzünü siliyoruz.


İKEA

Sağım solum önüm arkam İkea..
İyi ki Ankarada yok..
Ben telefonla bile ne kadar çöp çaput var hepsini toplamışım..
Bi de seviniyorum ki aldıklarıma......
Eve gelince ne birşeyin yanına yakışıyor, ne koyacak yer oluyor..

Önder sıkıldım ben bu İkeadan diyor..
ben sıkılmadan milyonlarca şey daha alabilirim .. Ama sorum şu ki, atamıyorum...

Dekorasyon




İş çığırından çıktı..
Her yerimiz sticker..
Bir de şuraya yapıştıralım diyor cort diye yapıştırıveriyorum..


Konsantre olabilme konusund bu çocuktan öğrenecek çok şeyim var.....

uyku


"Uykum geldi dede.. Ama şunda uyuyacağım.." diyerek babamı çekiştirip götürdü..

Babam da her zaman olduğu gibi dediğini yaptı.. Hanım efendi banyo küvetinde uyudu....

29 July 2009

Yeni dizim

Şimdi de buna takıldım: Çemberimde Gül Oya...
ilk gün gece 3'e kadar izledim.. Flash backlerle geçmişi anlatan bir dizi..
(Geçmişi çok, bugünü az.. )
Annane Evi olarak bildiğimiz, ama aslında bugünlerde anneannelerimizin bile oturmadığı evler var filmde, Filmin konusu bir yana, en çok o evlerin SARI-SICAK havasını sevdim ben ...
Hani bir de kızım var ya şimdi, salya sümük izliyorum..

28 Temmuz 2009



Bugün Önder’in işyerinden arkadaşları, Handan ve Kasım’a gitttik. Selin o kadar sevdi ki onları hiç gelmek istemedi.. Ben burada kalacağım bile dedi.. (Daha önce hiç kimseye bu kadar yaklaşmamıştı)
Orada da çok eğlendi ama annesinin dikkatsizliği ile son anda ciddi bir kaza atlattı.. Üzerine sıcak çay döküldü…Tam yanımdaydı, nasıl oldu anlamadım..
Çığlık çığlığa oldu bir anda..
Ben kilitlendim.. İçim acıdı, soğuk soğuk terledim. Hiç bir şey yapamadım.Çıkarsın üzerini diye Öndere uzatıvermişim Selin’i birden.. Handan ve Kasım’sa super ilkyardım yaptılar (teşekkür ederiz çok) hemen ellerinde buz torbaları ve Bepanthen’le müdahaleye giriştiler..
Selin yarım saat kadar bağırdı, ağladı…….

Sonra “ayağım bitti” dedi.. Geçmiş ayağının acısı ..
Yavruş. Ne çok kaza atlatıyor bu günlerde.. Daha geçenlerde de kocaman (boyu 1 metreden büyük) bir tablo tepesine düşmüş, camları paramparça olmuştu.. Bacaklarında küçük sıyrıklarla atlatmıştık..
Off.. Doğru düzgün bakamıyorum bu çocuğa.. “Azami özen” diye birşey yok bu işte.. Ne kadar dikkkat edersen et birşeyler oluveriyor……

26 Temmuz 2009

Pazar günü Adapazarı’ndaydık. 4 tane abi (kuzen (?) ) vardı, havuza girdiler beraber..
Bu arada abilerin hepsine ayrı ayrı bayılıyorum ben.. Nasıl iyi yetiştirilmiş, beyefendi çocuklar.. İnsan anne babalarını kıskanıyor vallahi.. İnşallah diyorum biz de böyle güzel çocuk yetiştirebiliriz.. Akıllılar, sosyaller, candanlar, ailelerine düşkünler, güzel okullarda okuyorlar, birbirleriyle iyi anlaşıyorlar…. daha da fazla yazmayım nazarımız değmesin aman..

Adapazarında (Yanık Köyü) kuzu kendini sulara atmak isteyince baba koşup mayo almaya gitti… Dönüşte köydeki Adidas mağazasından (vallahi köyde official-Adidas mağazası var) kendisine mayo almış olarak döndü.. Ayrıca köy bakkalından (supermarket küçüğü) huggies swimmers aldığını da söyleyim de hayretler içerisinde kalın..

Velhasıl babalı kızlı şapur şupur yüzdüler bütün gün. Selin Havuzda abileri sıraya dizip yüzme yarışı yaptı, güneşlenenlere havuza grime talimatı verdi,
O arada Anne huzur yaptı kendisine, keyif yaptı..
Çok keyif aldı Önderiyle Selinini izlerken, gurur duydu…..
(Canlarım benim… Arkadaş olmuşlar ikisi, ne çok hoşuma gitti.. Diyaloglar oluyor artık aralarında.. 3-5 cümlelik muhabbetleri oluyor.. Adam küçüğü artık benim kızım)

25 Temmuz 2009




Dedik ki “Nasıl olsa bu Selin yemiyor, ha orada yememiş, ha başka yerde, Biz gidelim Meksika Restoranına..”
Fakat yine yanılmışız, orada yedi.. El Toritonun çocuk menüsü de varmış.
Kalanları yediğim için biliyorum, patates içi kaşar ve tavuklu olan menüsü gayet güzel.

Nazan Ablayla tanıştık orada… Selin çok eğlendi.. Resim yaptılar birlikte..

21 July 2009

çocuklu aile de böyle birşey

Selin bu sabah uyanınca yanımıza gelmemiş, oturmuş resim yapmaya başlamış masasında.
Böcek çizmek istemiş, çizememiş..Biraz bozuktu ben yanına gittiğimde.

Çizdiği yuvarlacık karalamalara çizgi bacaklar ekleyince çok memnun oldu.
Bir de sinek istedi..Sonra birkaç tane de karınca çizdik..

Çocuklu olmak da böyle birşey..
böcek çizip sevinç içinde bağırıyorsun, üstelik de sabahın 8'inde:)))

18 July 2009

günün filmi vd.

Crossing Over'ı izledik bugün.
Ben beğendim. Değişikti.

Konu Amerika olunca aklıma geldi, Tubitak ayda 1,5 milyar burs veriyormuş dedim, Önder de biliyorum dedi. Bu Önder de öyle işte.. Evin içinde not ortalaması 96,5/100 olan biri var ve her nasıl oluyorsa bunu duyar duymaz ben aklına gelmiyorum...

Neyse, kurcalamıyorum bu konuyu. Zaten yaşım geçmiş, alamıyormuşum.
Ücretsiz izne ayrılıp bir de havadan para almak güzel olurdu ama..
var mı yaşlılara burs veren? duyarsanız haber verin...

ev içi diyaloglar

Her akşam eve geldiğimizde aynı soru:
-Annecim çok eğlenceye gidelim mi?

Birşeyi uzatırken "buyrun" dediğimiz için birşey verirken
-Babacım/annecim buyur musun? diyor.

Bugün eline kek verdim, güzel mi diye sordum,
-Güzelmemiş dedi.. (Güzel değilmiş yani)

evlilik

Evlilik şöyle birşey,
Seliş uyur.
Anne baba film izler, kurabiyeli dondurma yer, film kritiği yapar, sonra durum değerlendirmeleri yapar, anne konuşurken uyuyakalır, baba uyandırır, yatağa yat der, anne yatağa gider gitmez tekrar uyuduğu için baba tekrar uyandırır, annenin o arada uykusu açılır, bu sırada baba uzanmış o gün heves edip aldığı 2 ciltlik kitabı yattığı yerden incelemeye başlamıştır, anne bi de ben bakıyım der, baba ince olanını verir, anne homurdanır çünkü küçük olan resimsizdir, baba büyük olanı verir, kitap fransızcadır anne yine homurdanır, Selişe bakmaya gideyim der, baba peşinden gelir homurdanır, uyandırma çocuğu der, odada sivrisinek vardır, anne ben bu evlilik işini çok seviyorum der, baba: niye sinek avını birlikte yapabilmek için mi der, bu romantiksizlik karşısında gülerler, gülünce Selişten sesler gelir, alarm durumuna geçilir, sususlur, ışıklar kapatılır. Tam uyunacakken annenin aklına birşey gelir, bilgisayarı açar, birazdan gidecek, uyumadan önce babayı öpecektir. Zaten zor uyuyabilen baba uyanacak, homurdanacak, ama anne çabuk uyuduğu için bu kısmı çabuk atlayacaktır. sabah kalkınca baba mutlaka: sen beni uyandırdın ya, 2 saat uyuyamadım diyecektir.
Anne bu rutini çok sevmektedir...